Sizler O’nun çocuklarını öldürdünüz.
O’nun abası altına aldıklarını… Allah’ın “Ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah sizi arındırıp tertemiz kılmak ister.” Dediği emanetleri öldürdünüz. Böylece sırça saraylarınıza, tahtlarınıza daha bir güvenle kuruldunuz.
Siz O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Çünkü O’nun getirdiğine de başka çareniz kalmadığı için teslim olmuştunuz. Bu nedenle “başka çare” oluşturacak şartların oluşumunu hep teşvik ettiniz. Yüzü hep dünyaya dönük, ışıltılı dostlar peşine düştünüz. Onları emsal gösterdiniz size itiraz edenlere. “devir değişti” dediniz. Çünkü O’nu devrini tamamlamış olarak görmek istiyordunuz, siz böyle inanıyordunuz.
Siz O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Çünkü sizin için “emanet” kavramı sadece ticaret kervanlarınızın taşıdıkları için kullanılabilirdi. Siz malı emanet alır, malı emanet ederdiniz. Kervanın taşıdıklarına ihanet edenlerle savaşır, onları öldürür, onun için öldürülürdünüz. Yine öyle yaptınız. Saraylarınız, konforunuz, ihtişamınız önündeki engelleri yani O’nun çocuklarını öldürdünüz. Siz O’nun çocuklarını dünya imparatorluğunuzun önündeki engeller olarak gördünüz.
Sizler O’nun çocuklarınızı öldürdünüz.
Çünkü O’nun çocukları yaşasaydı paranız üzerinden ürettiğiniz fantezi dünyanız; borsalar, bankalar, kasalar olmayacaktı. Teninizi kışkırtan lüksünüz, konforunuz olmayacaktı. Tepeden bakıp hakir göreceğiniz köleleriniz olmayacaktı. Hiçbir masumu satın alamayacak ve onları kimseye peşkeş çekemeyecektiniz.
Sizler O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Çünkü onlar yaşasaydı “Allah var ama biz de varız” diyemeyecektiniz. Kanun koyamayacaktınız. Yaratılmışların kaderiyle oynayamayacaktınız. Patron, padişah, kral, efendi, bey, tiran, başkan olamayacaktınız. Allah’ın ve peygamberin sözünün önüne geçemeyecektiniz.
Sizler O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Çünkü Kâbe’deki putlar bir bir kırıldığında sizin kalplerinizdeki putlar bir türlü devrilmiyordu. Sustunuz, putlarınız devrilmiş gibi yaptınız. O’nun çocuklarını öldürürken de ibadetinize düşkündünüz. Asıl tehlikeli olan da bu değil miydi? Emanetleri öldürürken bile mızraklarınızın ucuna Allah’ın ayetlerini taktınız. Allah diye diye emanetleri vahşice yok ettiniz. Hamza’nın ciğeri hala dişlerinizin arasındaydı.
Sizler O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Çünkü sizler elitist idiniz. Yönü hep dünyaya dönük olanlarla bir olmak istiyordunuz. Dünyaya koşanların peygamberler üstü bir milliyeti, akaidi vardı. Siz dünya eşrafındandınız. Siz şerefinizi dünya nimetlerine borçluydunuz. Bu nedenle güce hizmet eden herkesle dost olabilirdiniz. Yani Allah’a ve peygambere savaş açanlarla rahatlıkla aynı masada, aynı konseyde, aynı paktta, aynı birlikte, aynı kuruluşta, aynı antlaşmalara imza atarak yoldaş olabilirdiniz.
Sizler O’nun çocuklarını öldürdünüz.
Peygamberin “benim dünyadaki çiçeğim…” dediği çiçeği kopardınız.
0 yorum:
Yorum Gönder