Erkek kadınla tamamlanır diye bir söz söylesem karşıdan ‘’O söz öyle söylenmez, kadın erkekle tamamlanır ‘’biçiminde itirazların onlarca kadınca seslendirildiğini duyar gibi oluyorum. Kadının merkeze alınıp erkeğin talileştirilmesi bu çağın dilidir. Bu ifade aynı zamanda dünyanın çivisinin çıktığı anlamına gelir. Benim derdim kadınlarla sonu olmayan bir çatışmanın –çekişmenin içine girmek değil. Girsem bile bu karşılaşmadan (savaş diyemiyorum )zafer ümidim yok. Tabanı olmayan bir konuda kadınlarla cedelleşmek gibi bir ahmaklığa ancak kadınlaşmış erkekler düşebilir. Dünyanın çivisinin gevşemesiyle, kadınların seslerinin erkeklerin sesine galebe çalması arasında doğrudan bir bağlantı var mıdır? Veya tarih boyunca kadınların sesinin çıkacağı alanların, tüm dünya uluslarınca sınırlandırılmasının felsefi-sosyolojik bir geri planı var mıdır? Cesur erkeklerin ve tarafsız düşünebilen kadınların bu sorulara eğilip makul cevaplar vermesini bekliyorum. En azından vicdani bir muhasebe yapmalarını
Hüseyin Su’nun Gülşefdeli Yemeni adlı öyküsü dönüp dolaşıp okuduğum öykülerdendir. Bu öyküde öne çıkan müstakbel gelin adayının halinden ve dilinden dökülen, döküldükçe kırıp parçalayan anlamların yaşadığımız dünyanın karakterini biçimlendirdiğini düşünüyorum. Orada tecessüm eden kadın düşüncesinin vahameti zaptetmiş köşe bucak dört yanımızı.
Allah’ın ‘’onlarda sükûn bulursunuz.’’ Dediği kadının nitelikleri nelerdir acaba? Güzelliğin en çok tecessüm ettiği varlık olarak kadın, elindeki bu imkânı karşı cinsine doğrultacağı bir silah olarak algılıyorsa biz erkekler siperlerimize çekilmeliyiz. Dişilik ve güzellik silahıyla kadının tarih boyunca fethetmediği neredeyse hiçbir kale kalmamıştır. Yusuf’un gömleğini tutan el karşısında’’Ben Allah’tan korkarım’’ diyebilecek sadece ve sadece peygamberlerdir. Demek ki tensel sükûnetin dışında toptan esenlik verecek kadın, dişilik ve güzellik kavramlarını kalkan olarak kullanan kadın değilmiş.
Tevazu kavramı kadınları yüceltmek için bekleyip dururken kadınlar ısrarla bu asil sözcükten uzak duruyorlar. Dünya nimetlerinin tam ortasında yer almak çokça onlardan faydalanıp bu konuda diğer kadınlardan daha üstün bir yerde olduklarını kanıtlamaya çalışarak geçiriyor kadınlar vakitlerini. Bu hırçın iştah karşısında erkeklerin rolü ise kadınlarına cephane yetiştirmek oluyor. Dünya ticaretinin patronları en çok kadınlara müteşekkir. Bu nedenle onları öne çıkarıp hiçbir zaman gündemden düşürmüyorlar. Kendini olduğundan daha büyük ve önemli gören kadın, silahlarını kuşanıp erkeğini sindiriyor, şımartılmış benliğini piyasanın dayattığı tüketme eylemiyle alışveriş merkezlerinde doyuruyor. Kadın doyup tükettikçe eskiyor ve genişliyor, yani silahlarını kaybediyor her hali paraya dönüştüren düzen, boş durmuyor tabi. Güzellik merkezleri, kozmetik, bitkisel ürünler, kilo verdiriciler, ilaçlar, tıbbi yöntemler…
Kaybedenlerse ne yazık ki yine erkekler.
2 yorum: