21 Mayıs 2009 Perşembe

MODERN KÖLELİKTEN KAÇIŞ

İçinde bulunduğumuz zaman, ısrarla iştahımızı kabartmaya çalışıyor. Baktığınız her yerde reklâm panolarıyla karşılaşıyorsunuz. Şehirler reklâmlarla sıvanmış, yol kenarları dikkatinize göz kırpan levhalarla dolu. Televizyonlar, radyolar, bilgisayarlar yoluyla çepeçevre kuşatılmışız. Dergiler, gazeteler sayfalarında okuyucuları reklâm bombardımanına tutuyor. Özellikle televizyon reklâmları yediden yetmişe herkesin beynine markaları kazıyor ve ondan yakanızı kurtaramıyorsunuz. reklam sloganları gündelik konuşmalarımızın arasında çağrışımlar yaparak beynimizi meşgul ediyor.
İnsandaki iştahın kabartılması sonucu kendini sürekli aç hisseden, tanrılaştırılmış markalara sahip olamadığında kendini eksik sayan hayvani bir varlık çıkıyor karşımıza. Ürettiğini tükettirme derdine düşmüş kapitalizmin, sadece tüketici olarak tanımladığı bir canlıya indirgeniyor eşref-i mahlûkat olan insan. Oysa eşrefi mahlûkat olarak, Allah’ın tanımladığı insanoğlu; yemek, tüketmek için yaşayan bir varlık kıskacında tutulamayacak kadar asil bir varlık.
Hz. Ali “Kanaatkâr olmak, boyun eğme zilletinden daha hayırlıdır.”diyor. Bizi sınırsız tüketme yolunda tahrik edip boyun eğmeye zorlayan, tüketme yolunda kredi kartlarıyla, taksitlerle olmadık kolaylıklar sağlayan mekanizmaya ancak kanaat kavramıyla karşı durabiliriz. Kanaat, bizim özgür kalmamızı sağlar. Tahrik edilmemiş ihtiyacımızı gidermek insani bir haldir. Nefsin doymayan bir hayvana döndürülmesi hatta nefsin bu halinin, insan kalmanın ön şartı kabul edilmesi kalbin iptali anlamına gelir. Hâlbuki “insan” kalbiyle tanımlanabilen bir varlıktır.
Atalar “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.” demişler. Derdiniz çoğu bulmaksa, bu nedenle azla yetiniyorsanız reklâmlar yakanızı bırakmayacak, ağzınız sulanarak vitrinlere yine mahkûm olacaksınız. Oysa derdiniz Hz. Ali’nin özgür olmakla ilişkilendirerek anlattığı biçimde kanaati yorumlarsak; insan kalmakla insan olmakla kanaatkâr olmanın sırrını çözebiliriz.
İnsan; nesnelerden, markalardan ne kadar kendini koparıp onlardan uzak düşerse o kadar kendisiyle yüzleşebiliyor. Kanaat sahibi olarak boyun eğme alçaklığından kurtulabiliyor.

2 yorum:

  1. hayat akışına göre insanın yaşayış şekli de değişiyor...
    YanıtlaSil
  2. hayatın akışına göre insanın yaşayış şekli de değişiyor..
    YanıtlaSil